Tutuklu İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı yazısında, neden savunma yaptığını anlattı. Pehlivan, “Bugün pek çok insan, siyasi bir yargılamanın mahkûmiyetle biteceğine inanıyor. Diyelim ki bu varsayım doğru ve siyasi yargılamalarda savunma sonucu değiştirmeyecektir. Peki, bu durum savunmayı anlamsız mı kılar? Tam aksine; bu, savunmayı her zamankinden daha zorunlu kılar” dedi. Pehlivan, “Bir eylemin değeri her zaman sonucuyla ölçülmez. Bazı şeyler sırf doğru oldukları için yapılır. Bazen doğru olanı yapmanın bedeli hapistir, bazen ölümdür, bazen de ‘hiçbir şeyi değiştiremeyecek’ olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Avukat Mehmet Pehlivan, “Neden savunma yaparız?” başlıklı yazısında, gittiği hastanede kendisine, “Neden savunma yapıyorsun? Savunma yapman neyi değiştirecek? Karar zaten belli değil mi?” sorusunu yönelten vatandaşa, Cumhuriyet’teki yazısıyla yanıt verdi.
Pehlivan, şunları kaydetti:
“Açık konuşalım: Bugün pek çok insan, siyasi bir yargılamanın mahkûmiyetle biteceğine inanıyor. Bunu sokakta, tarlada, fabrikada ve hastane müşahede alanında dile getirmekten çekinmiyor ama mahkeme salonunda bir heyetin yüzüne karşı söylemekten çekiniyor. Bir şeyin bu kadar yaygın biçimde düşünülüp yüksek sesle söylenmemesi, o şeyi ortadan kaldırmaz. Yalnızca onu görünmez ve dolayısıyla tartışılamaz, düzeltilemez kılar. Madem hastanedeyiz, mekânın diline uygun olsun: Söylenmeyen teşhis tedavi edilemez.
Bu soruyu iyi niyetli buluyor olsam da içinde bir önyargı barındırıyor. Fakat buna karşın önemsiyorum. Savunmanın neyi değiştireceğini soran kişi, kararın delillerle verilmeyeceğine içten içe çoktan inanmıştır. Çünkü kararın gerçekten mahkeme salonunda, delillerin tartışılmasıyla verileceğine inansaydı, “Neyi değiştirecek?” diye sormaz; “İyi savun, çünkü her şey buna bağlı” derdi. Demek ki bu soruyu soran herkes, yargılamanın siyasi olduğunu örtük olarak kabul etmiştir. Diyelim ki bu varsayım doğru ve siyasi yargılamalarda savunma sonucu değiştirmeyecektir.
Peki, bu durum savunmayı anlamsız mı kılar? Tam aksine; bu, savunmayı her zamankinden daha zorunlu kılar. Bir eylemin değeri her zaman sonucuyla ölçülmez. Bazı şeyler sırf doğru oldukları için yapılır. Bazen doğru olanı yapmanın bedeli hapistir, bazen ölümdür, bazen de “hiçbir şeyi değiştiremeyecek” olmasıdır. Her halükârda bu, özgür bir insanın eylemi olur. Bugün siyasi olmayan bir yargılama bulmak neredeyse imkânsızdır. O zaman ne yapacağız, siyasi olmayan bir yargılama mı arayacağız?”
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/neden-sav… )